13 Aralık 2010 Pazartesi

Kim bu 'Lavinia' ?



solda ; Mevhibe Beyat ( Lavinia )
Sağda ; Melda Kaptana (Lavinia'nın arkadaşı)

"Sana gitme demeyeceğim, ama gitme Lavinia
Adını gizleyeceğim, sen de bilme Lavinia"

dizelerini hatırlarız hepimiz...
Özdemir Asaf'dan kimimiz,Feridun Düzağacın seslendirişinden kimimiz.
Ama kim bu Lavinia?

Mevhibe Beyat adlı kadın'mış Asaf'ın Lavinia'sı,
Oktay Akbal'ın Hisya'sı...
Cazibesiyle,gülüşüyle,bakışlarıyla can yakmış 1950 yıllarında...
Dönemin yazarlarının ağzından düşmezmiş adı,bir bir hepsi de
aşk'la anmış adını...

İlk eşi olmuş sonra 2.Yenici İlhan SELÇUK!
Sonrasında Selçuk; en büyük aşkından:
“Fırtınalı bir ilişkinin tensel terinde köpüklenen dalgasını yaşarken, gönüllerde dolaşmanın çekiminden de vazgeçemiyordu; ileride bunun hesabını acıyla vereceğinden habersizdi.” Diye bahsedecekti...

99'un 14 Şubatı , Mevhibe Beyaz ; müstakbel Lavinia'mız, gönüllerde dolaşmanın
çekimine kapılarak evlenmiş bir başkasıyla...
Yeşilçamdan da bildiğimiz, o zamanların parlayan yıldızı Öztürk Serengil'le üstelik...
O da sürmemiş uzun, Arda Uskan'la evlenmiş ertesinde...
İlhan Selçuk iyi tanımış kadınını...




Yıllar sonra arkadaşı Melda Kapatana ondan ;
"Öylesine güzel ve farklı bir kadındı ki, Kitap yazsanız yetmez."
Diye bahsedecekti...Arkadaşlarının dahi hayranlık duyabildiği bir kadındı demek ki...

Peki nasıl olabilmişti, öyle güzel nasıl bahsedilmişti o'ndan,
Neyi vardı bu kadının???
Sormuşlar ;
“Korkunç bir sezgi gücü vardı Mevhibe’nin. Yüzünüze bakar bakmaz, sizi tanır, anlar, ruhunuzun en derin köşelerine kadar kavrardı. Küçücük bir bakıştan, mimikten, jestten tüm karakter haritanızı çıkarabilirdi. Özdemir Asaf bu yüzden ona ‘Öldürmekten daha beter anlıyorsun insanı’ demişti. Çok keskin gözleri vardı.”

Anlaşılacaktı seneler sonra insanlar bunları bildiğinde artık,
Lavinia'ydı , Hisya'dyı,
Gilda'ydı arkadaşlarına göre, Marlin'di...
Gözlerinden okunuyordu sevinci ve es geçmemişliği hiç bir şeyi...
Kadınsıydı,
gülüyordu...
Gitme diyemiyorlardı Lavinia'ya,
Mevhibe Beyat'a...
Gönüllerde dolaşmanın cazibesine kapılmıştı ama bir defa...
e.A

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Kızıla Boyalı Saçlar



Kızıla Boyalı Saçlar

Bir grup gencin gençliğini anlatmak
ile başlamış işe Kostas Mourselas,
Politikayla,cinsellikle,toplumla,birbirleriyle,
aileleri ile tanışmaları - çatışmaları...
Herkesin -üstelik istisnasız-
kendinden bir şeyler bulabileceği,
kendine bir şeyler katabileceği harika bir roman
Kızıla Boyalı Saçlar...
OM Yayınları'ndan 2000 yılında basılmış,
Daha fazla geç kalmadan tavsiyemdir okumanız...

Arka kapaktan ;
sefil düşünceler ve küçüklükler arasında kaybolup, hayattaki büyük sırrı çözemedik, soru da cevapsız ve acımasız kalakaldı: nasıl yaşadın, neden öyle yaşadın, neyi yapabilecekken yapmadın, başka bir yol, başka bir anlam arıyordun, yanlış zilleri, yanlış kapıları çaldın, yanlış yollara saptın, yanlış insanları sevdin, yanlış yataklarda uyudun, yanlış evlerde yaşadın. neden hayal ettiklerini, düşündüklerini bu kadar küçümsüyorsun?'